Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Öf, Aman.

“Olsun mu ? Olmasın, dert sana uğramasın.” demedim, elimden geldiğince dert verdim kimilerine.Kendi klişelerime düşüp “itiraf: bölüm yüz yirmi sekiz” tarzı bir yazı yazmayacağım.Dimdirek adrese teslim konuşacağım.Kiminin canını yaktım, kiminin içine oturdum, kimine de pişmanlık oldum.Ve bunları yaparken bazen içime kurt düşmüş olsa da sonrasında bir pişmanlığım olmadı.Tekrar ediyorum, yaktığım canların bazılarına yaşattığım şeylerden pişmanlık duymadım.Dünyada en çok korktuğum şey kalp kırmak ve şahsi adalet algısı olsa da, kendi adaletimi aradığım yıllardaki kırdığım kalpler konusunda içimde en ufak bir pişmanlık yok.Hatta elim varsaydı hakedene dahasını yapsaydım.

Neyse.

Kafamı gömdüğüm hayallerden anlık heveslere yer kalmayınca, yarattığım fırtınada birçoklarının kötüsü oldum.Yani sincap gibi ormanımda büyürken ağaçlarıma laf edip mesire yeri açmak isteyene de kötülük hak gibi şimdi.Hoş; kötülük kötülük diyoruz, bunu da anlatmak lazım.

Kötülük her insanın içinde bir yerde uykuda bence.Nasıl ki iyilik için kendine yolculuk yapmak elzemse, kötülük için de bir odak noktası gerekiyor.Bu odak noktası da senin tam önünde sekince vurmamak ayıp oluyor.Yani dert verdiğine sadistçe yaklaşmak değildi benimki.Etkiye verilen lokal tepkiydi.Bırakıp gidenin peşinden dert olmaya hiç niyetlenmem yani.Derdi olarak lanse edildiklerimin hepsi hoşuma gitmeyene ısrar edip de çöplüğüme oba kurma niyetinde olanlardı.Beni parmak sallayarak uyarır, bunu sürekli hale getirirsen ve aynı zamanda yanımda kalmaya devam edersen o parmak sana mantar tıpa olaarak döner.Buna da dert dersin haliyle.Sezar’ın hakkını mabadındaki kopuk parmağa emanet ediyor olmam beni ne kadar kötü yapar bilemiyorum.Ama yaratılan dangozluk eylem planımda bunlara yer var.Ha olanlar sert veya yumuşak değerlenir; yapıldığı an adrese teslim gitmez, ona da yapacak bir şeyim yok.

Peh.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.