Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Hayatın Diş Sağlığı

Kafam çatlıyor ve günde bilmem kaç adet kelime yazmayı alışkanlık etmeye çalışıyorum kendime.Bakalım nereye varacak da, her ne olursa olsun iyi gitmediğinin farkındayım.Bölük börçük düşünceler, yarım kalan hayallerin içindeki hikayeleri yazma niyetiyle başlayıp beş dakika sonra kesiliyorum.Atmış dakikayi bulamayan topçular gibiyim.İkinci yarıya hiçbir hayrım kalmıyor, ciğerlerim kesiliyor.Bonservisim elimde, kapı kapı dolaşıp kulüp arayışım yakındır herhalde.

Beni bu paramparça hale sokan suçluyu, tümüyle hayat belirledim zihnimde.Sanki hayatta hiç sevgi kalmamış gibi yaklaşıyor bize.Birbirimiz arasındaki ilişkiler gibi değil de, hayatın yüzümüze gülmemesi gibi bir şey bu bahsettiğim sevgisizlik.Hani nefret etmiyor ama nefrete muhtaç eden bir boşluk bırakıyor.Duygusuzca yaklaşıyor ve dost mu düşman mı bilemeden kendi denizinde kürek çekmeni istiyor.Sanki yersiz bir halet-i ruhiyyede olan hayatın bize yaptığı nazı çekiyoruz.

Oysa böyle olmamalıydı.En azından bir kanalda birler ve sıfırlar olarak yaşayabilmeliydik.Zaten insana bıraktığında bok ettiği bir dünyanin içerisindeyiz, bari hayat da dönem tribi atmasaydı.

Hayata sitemi alışkanlık haline getirmek bir hastalık gibi.Ama insan yapmadan da duramıyor.Damaktaki yarayla oynamak gibi veya sinek ısırığını kaşımak gibi.Sonunun ve muhattabının olmadığını bildiğin bir durumda yaptığın sebepsiz ve zararlı haz dopingi.Uyuşturucu gibi, kanayan diş etine rağmen dişlerini fırçalamak gibi.Hoş değil gibi.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.