Yaparım sanıp da yapamadıklarımla imtihan olmak istemiyorum bu hayatta.Her gün bin kelime yazmam gerekirse de dener ve bu lanetten kurtulurum.Ne gerekse onla gelinsin bana yeterki.Olmayacaksa da başında bir şeklilde iliştirilsin zihnime olmayacağı.Çünkü olmayacak duaya amin demenin zihnimde ne denli yara yarattığını biliyorum.Beni o zindanlara atmanın bir maiyeti olacağını sanmıyorum esasen.Ve -yersen- o kadar kötü bir insanın da ne olursa olsun şu dünyada nefes aldığına inanmak istemiyorum.
Durup durup da düşündüğün o günler vardır ya, istesen de çıkış bulamazsın, işte bu sapıklığın dik alâsıdır benim lügatımda.Yaratan yarattığında söz sahibi olamıyorsa yaratmasının bir alemi kalmıyor bence dünyada.Sıçtığının sıçmasına izin verip de bu boku kendi başına temizleyemeyecek insanın götüne dikiş atmak hak olmalı sanki.Yaparak öğrenilen bir alışkanlıktan söz etmiyorum.Ben bu boku yedim ve yediğim bu bok benden çok sıçmaya başladıysa onun başını ezip pisliğini mahremiyetle temizlemek bana düşmeli sanki.Ki bunu -yine yersen- başkalarını iğnelemek için söylemiyorum, gayet de insani bir tavsiye olarak yazıyorum.
Yazdığım dil dünyanın en efektif dili.Kendi kendine bile argo yaratabiliyor, bayılıyorum bu yönüne.Yine de o efektif hali kullanmayıp birinci ağızdan verdim mesajı, pek saygılar efendim… Deliler gibi sarhoş olup sevdiğimin elinde Şişhane Yokuşundan İstiklal’e yürüyüp, akan su misali odamın yolunu bulup da baş koyduğum aşkıyla rüya alemine dalmak istiyorum.
301 sahibine, bu yazının piyano öğretmekle kurtulunamayan ve dost başı şişiren noktaya yazıldığını belirtmek istiyorum.
Nokta.