Yazsam roman olur, yazmasam üzülürüm öyle bir gün yaşıyorum.Sineklerin “vız” diye dert yandığı sorunların ortasındayım.Her şey yazmamı tetiklese de yazmıyorum inat ettim sanki.Neden bilmiyorum, insanoğlunun genişliği sanırım bu durum.Hayata, “hayat bu” diyip, uzayıp gidiyoruz kendi zamanımızdaki boşluğumuzda.Kimse de demiyor ki “aga, bu niye rere rörö ?”. Hep bir kabullenmişlik hayatın inişine de çıkışına da.
Yanlış olduğunu farkında olsam da kendi yanlışlarımı başkalarının doğrularının önüne koydum hep.Bu vesileyle de hayattaki en büyük yanlışı yapmış oldum haliyle.Ama başkalarının –her kim olursa olsun– doğrultusunda var olmaktansa, kendi yanlışımın ayıplananı olmayı cazip saydım kendimde.Demir bile tavında dövülür sonuçta.
Böyle ikileme düşüp, böyle de isyan ettim gördüğünüz üzere.
Kendimi bu hayatta kendim merkezli var etmeye çalıştım.Bu da en büyük hakkım ve isyanım… İsyanım böyle yola çıktı esasen.İkilemim ise aynı nedenle kendimi merkeze koyma çabamda üretmeye olan beceriksizliğimle oluştu.Yazamadım ve edemedim.
GoyGoy’lar genelde karışık ve yazmaya müsait olmuyor, rahatsızım bu durumdan.