Hiçbir şey yerinde değil, neden ? Neden herkes üç maymunu oynamakta bu denli ısrarcı ? Yalan ve bilinmezliğin bu kadar cazip olduğu başka bir dönem daha var mı acaba ?
Başlamaya korktuğum hikayelerin baş rolü beni beklerken yaşlandı.İhsan Oktay Anar gibi, kendime bir romancı eş bulmuştum oysa.Her boktan tribime katlanan, bana destek veren ve yazdıklarıma inanan birisi.Lakin bana sahip çıkmayı çok erken bıraktı.Bence gereği yoktu.Fakat olan oldu ve sonrasında da zaman akmaya devam etti.Eşim olmadan, yalnız başıma kalsam da yazmaya devam ettim.Ve hikayenin ortalarına doğru, o benim değerimi anladı.
Rüyalarım beni çok geriyor.Hayatta kabul etmediğim hislerimin orada patlak vermesi, sabahında da bu hislerle uyanmanın yarattığı suçluluk duygusu beni benden alıyor.Kendimi çok savunmasız hissediyorum.Bilmiyorum, bu yazının paragraflarını eski yazılarımdan topladım.Neyse ne.Kalp çok boktan bir şey, it gibi kıskanıyorum ama dilim varmıyor söylemeye, of !
Ona sarhoş anlarımda saçma bir şey yazmıştım, onunla sonlansın bari bu gece.
“Ben Turgut & Tomris kafasında iken, bazıları kendi günlüklerinde.
Tamam muazzam değilsin, kendi kumunda inşa et kalelerini.
Ben burada en derin Hakk mahkumu; her şeyi siktir etsem de,
Sen anlat o meraklı, basit, intikam yoksunu güruhuna hikayelerini.
Sevmek cidden birçok şeyi göze almak mıydı ?”