Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Git Gel Manifestosu

Hüzün makamından bir dem çalıp yarınlara diktiğim umut bayraklarını izliyorum.Cennete göçen güzel kimliklerin gülüşmelerini duyar gibiyim.İçlerinden en seveceni, bir el uzatıyor bana.Sürgün sürem bitmediğinden eşlik edemiyorum o karnavala.Bütün bu sanallığın ortasında, yüksekçe bir yerde sigaraya dalıyorum.Oysa ben sigara içmem, öylesinde elimde belirivermiş bugün.Varamadığım varlığın bensiz geçirdiği günlere mi lanet etsem, beni çağırmayışına mı sövsem karar veremiyorum.

Büyüklerin öğretileri gibi; acaba gerçekten tarlalar apartman, kediler de aslan mı orada ? Beklediklerimiz de bekleyecekler mi bizi ? Göç farz da zamanda anlaşamıyoruz bu konu açılınca.Dört duvardan kaçsan, yalan duvarlarla karşılaşıyorsun.Herkes konuşuyor, hemde herkes… Yalan söyleyeni kesmiyorlar ya, ondan oluyor bunlar hep.Hepiniz mutlusunuz bu yalan camlarıyla kaplanmış fanusunuzda.Benim içim daralıyor, her şeyden sıkılıyorum.Ama yok olmak elimden gelmiyor.Sorana salağı oynamak hobim oldu, yeter ki konuşmayı erken kessin.Eskiden, aldığım ilaçlara yıkardım sorunları ama artık o da azaldı.Sarhoş da olmuyorum, fakat hayat da değişmiyor.

Zaman kavramına aklım ermediği için bir itaatim söz konusu.Bu doğrultuda hayat, nefes almak ve nefes verememek kadar kısa oluyor.Zamanın içinde ortalama yetmiş beş senelik parantezleriz.Bir nefesle başlar, o nefesi veremediğin an biter.Sürgününden, başkentlere sazlı sözlü bir dönüş hikayesine geçersin.Hak ediyorsan tabi o da… O yüzden önce insan ol, sonra sıfat ara ve öğrenmeye başla.Ama önce insan ol.Doğru ol, adalete inan ve tekrar ediyorum; insan ol.

Veremediğimiz nefeslerin ardında buluşup, bu günlerimizi analım.

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.