Selam, yine ben.En tehlikeli deryaların, en bilinçli kaptanı.Sol kanattan ilerlediğim Habeşistan’ın beklenen kurtarıcısı.“Na na na” diye mırıldanarak yol aldığım aşk denizinde, her zamanki gibi gecemi bekliyorum.Nefesimi kesecek sahibin, sükûtuna sığınıp yol alıyorum.Beklediğim desteği görmeden göçersem buradan, hakkımı helal etmiyorum.İçtiğim her damlanın hesabını daha ölmeden verdiğim bu hayattan bazı insiyatifler bekliyorum.Bilmiyorum belki de bunların hiçbirine hakkım yoktur.Ama bende inanç delinmez gerçek olduğundan, bu şekil bir yol benimsedim kendime.
Tekrar aşık olabilecek miyiz ki diye fezaya doğru sorular yolluyorum.Bu günlerde pek cevap alamıyorum açıkçası, acaba neyi yanlış yapıyorum yine.Sensizliği iyi idare ettiğim günlerin geride kaldığını çok net hissediyorum.Artık acı vermeye başlıyor bu uyuşukluk.Kanım yoğunlaşmış gibi damarlarımı içten çizerek akmaya başlıyor… Sonrasında da bir türlü iyilik ve güzellik gelmiyor.Hep bir “Tamam bu günü geçirdin, yarın daha sert özlem barındıran sınavlar gelecek” tavrındaki kader konuşmaları yaşıyorum.Reflekslerimi hissediyorum, artık zihnimin hızına yetişemiyor bedenim.Bardaklar düşüyor, yakalayamıyorum.Hayat elimden kayıp giderken seyre dalıyorum.Sükût içinde huzursuzum, karanlık yolların götürdüğü aydınlık bir yerlere gidiyorum.
Korku filmlerinde umarsızda şarkı söyleyen kızların yüzlerini görüyorum artık.Kanımı donduran seslerindeki korkunçluğu barındırmıyor gözleri aslında.O halde bile umursamaz gibiler.Kendi istekleri olsun istiyorlar ve buna çalışıyorlar, dünya yanarken sesli sesli şarkı söylüyorlar.Ne kadar basit, ne kadar doğru ya da ne kadar hakları var bilmiyorum.Ama onlar bunları düşünmeden zihnimde sesleriyle yaralar açıyorlar.Hayranlığımı gizleyemiyorum sanırım şu an…
Nefes almak ve nefes vermek kadar basit eylemleri yapamadığım günü görmek için yaşıyorum ben.Yersen…