Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Elimin Varamadığı Başlık

Zamanı bekletiyorum senin için.Yağmur damlaları bile saygıda kusur etmiyor bu duruma.Yağmıyorlar artık, sen yoksun diye düşmüyorlar bu eşsiz toprağa.O an bir of çekiyorum içimden sensizliğe.Yine de doymuyor içim bu nefese.Bir Fransız bayan çalınıyor tam o anda kulaklarımda.Bir yolunu bulup kalbime iniyor ilk olarak, sonra da daha derinlere yol alıyor… O Fransız’a ağır sövüyorum, bunların tümünü yapabildiği için.Tövbeliydim ben kalbimden sonralarına, ne işi var sanki oralarda.Kimseyi ilgilendirmeyen yaraların, bir sesle kaşınması hiç hoş hissettirmiyor o anlarda.En azından bunu gösteriyor hayat sana.

Varlığının üzerine neler yazdım kim bilir.İşte onun yüzünden bu haldeyim.O kadar içten sevdim ki, senden sonra kaybedecek bir şey bulamadım kendime.Ben de tüm köprüleri yıktım hayatla aramda olan.“Öyle gidilmez, böyle gidilir.” diyerek tepkimi belli ettim tüm olanlara.Böyle olmalı bence tüm terk edişler, saygısız ve tek seferde.Terk edilen de gitmesini bilmeli.Belli ki o yaraları sahiplenen kabuklar iyileşmek için olmasa bile, en azından bu teni sevdiklerinden varlar artık.İşte tam bu sebeple bazı yerlerine dokunulmamalı insanların ve bazen o sözler edilmemeli.

İstanbul’a da bakınıyorum ben sarhoş olunca.Ayrılmaya can attığım, onu özlemeyi en yakından bildiğim şehir.Çok saçma bence; her şeyden kopmak mümkünken, bir şehre bu denli bağlanabilmek.Acı da olsa, acısıyla yaşatan bir lanet gibi üzerimizde.Ölüm gibi, aşk gibi, meşk gibi, hiç olmazsa başka alemlerin ev sahibi gibi.Varlığı hakkında ne biliyorsan yalan olabilir.Ama yine de bu yalanla yaşıyorsun.Pis bir bağımlılığı var sanki…

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.