Yazarken herkesin gönlünü eyledik mi,eyledik.Bu gece, bundan sonraki yazılarda kimse önümü alamaz artık.İnsanların istediğini, bir şekilde verebildiğime göre konumuz dönebiliriz.
Bazıları sarhoşken alırmış mesajlarını.Ben Gezi Parkı’nın göbeğinde, kendime ait mektup ararken buldum kendimi.Nilüfer de söylemiş oysa “olmasa mektubun” diye.Ne gerek var kurcalamaya.Her aşk bir defa biter, kalanların hepsi laf-ü güzaf.Bunun üstesinden gelmeyi öğrenmen lazım bu hayatta bir yer edinmek istiyorsan.
Sarhoş vaziyette goygoy yapmayı bu denli sevmemin sabit nedenini bulursam eğer bütün bu yazıları bırakabilirim.O denli kararlıyım yani bu konuda.Gönlümü iyi edip, gayesizce karaladığım kelimelere çok da değer vermiyorum aslında.Sadece içimdekini yazma isteğini doyuran bir başlığa aitler, ve bu aidiyet sayesinde varlar.
Çenem tekrar kitleniyor adaletsizce.Sarhoş mu oluyorum yoksa ben yine… Varlığımı sorguladığım günleri boş verdim de, e’ azıcık da olsa felsefe yapamayacak mıyız ? Buna da mı hakkımız yok !? Bu kadar sarhoş olmamıza rağmen buna engel olamamak çok saçma.Hadi ben ayıkken kitlenmeni anladım da, sarhoşken benden ne istiyorsun.Rahat bırak beni… Git buradan !
Sıkıldım kendimden, aptal mıyım neyim ben ?
Yığıldı şişeler her gün mutfakta…
Bu iki cümleyi barındıran şarkının benim tarafımdan dinlenmesi insanlara göre çok zor.Ama ben her müziğe tamah eden bir yiğit olduğum için, bu denli hakimim şarkılara.Aşığım ve bu aşk yolunda yaşıyorum.Sevdiğimden uzakta olmak zoruma gidiyor.Beni affedin çünkü bu sebeple sürekli sarhoş oluyorum.
Sanırım anladım, ben her şeyi bilemiyorum…