Yarınlara Umut Bağlayanlar Serisi: Vedasız Gidişlerin Kadere Aksetmesi

Maddi nefessiz üç gün yazı yazarım esasen.Ama yazamıyorum ne yazık bana ! Yoruldum, bir adım atmaya takatim kalmadı.Hayata sövüyorum, elimde ağır bir şişe.Keşke hayattaki en büyük yüküm bu olsaydı.Virgülsüz yaşam, sonunda bir nokta ve tek cümlelik hayatım.Ne kadar huzurlu biterdi ama.Çok mu lazımdı bu virgüller, bu edebiyata sevk eden hayırsızlar.

Vedasız gidiyorum artık.Birden bire gidiyorum, oldu bittiye denk geliyor.Mevsimler gibi yaşıyorum, insanlara geçerken uğrayıp uzaklaşıyorum.Allah biliyor ya, yaşam ölümden zor.Zihnin kapatma tuşu yok ki bırakalım düşünmeyi… Bırakalım da azıcık dinlenelim.Ben kendimin yaz mevsimiyim mesela.Kendime yaz aylarında geliyorum, sonrasında kendimden geçiyor ve gidiyorum.Herkes gibi kendime de geçerken uğramış oluyorum.Bir o kadar kendimin hayırsızıyım; hayta ve tembelim, ama pek sevecenim yine de.

Bu arada alacağı olsun fâsık garbın, bu kadar heves ettirip vermeyen herkes kahpedir gözümde.Şark kültürüne de sarmıyorum, bıraktım bu işlerin hepsini.Ya kuzeye ya güneye bakarım, onlar sanki daha masum.Masumiyetini kaybeden düşmanların tam ortasında nefes almak da benim bahtımmış meğer.Sağım solum nefret, iyilik diye kahraman bakkalı oynar oldum bu gidişat doğrultusunda, bu da sevimsiz geldi açıkçası.Bu kadar koşturmama gerek var mı acaba, yoksa boşa mı hepsi (!)

Bütün yaşananları biz yaşadığımız için mi bu kadar güçlendik, yoksa güçlü olduğumuz için mi bu kakar yaşamak zorunda kaldık ? Koşarak kaçmak bizi kurtarır mıydı ki ? Sanırım bunu bilmenin bir yolu yok.Anadolu’da bir sokak sözü vardır, “Allah kulunun kaderini kırk kez eline verir” diye.Belki öyle, belki değil.Ama buna inanmak bana güvende hissettiriyor.Kendim konusunda hem güçlüyüm, hem gözetimdeyim.Aldığım nefesler boşuna değil diye yaşıyorum.Aciz bir bedene hapis özgür bir ruh.

İyi geceler…

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.