Buz gibiydi bacakların.Nedenini yıllarca düşündüm, çıkamadım işin içinden.Göğüs kafesimdeki arıkuşlarını hatırlıyorum, bir de bacaklarının soğukluğunu.Zaten ben onlara aşık olmuştum ilk.Çocuk yaşta öyle güzel bacakları görünce beynim yanmıştı.Sen de bir o kadar çocuk, bir o kadar ürkek ve hepsinden çok; bir o kadar yalancıydın.Tamam belki senin aşkın yüzünden başlamıştı bazı şeyler, ama kesinlikle benim aşkımla devam etmişti her şey.Hep yalandın, hep plandın.İşin kötüsü de ne yapacağını bilmediğin zamana kadar hep haklıydın.Yalanlarınla doğruya gittiğim günler ve buz gibi bacakların, erken dönem gençliğimi zedeleyen iki demirbaş.
İlişkileri oyuncak etmemden önceydi her şey.Çok saf ve midemdeki genç kelebeklerin ışığı altında en masum yaşlarımı kaptırmıştım sana.Eşeklik bende; beyazın en yakıştığı tene, en uzun ve en utangaç olana kaymıştı gönlüm.Sonrasında erken bir cennet ve bugün kullandığım hapların yarasını açan günler.Yalanım varsa kahret beni…
Hatırlıyorum ve biliyorum ki hatırlıyorsun.Çocuktuk, sinemadaydık, bacakların buz gibiydi.Sonrasında her şey öyle kaldı.Biten hikayenin bitmemiş sayfaları yıllarca aklını kurcalıyor insanın.Şu an senden nefret bile etmiyorum, yoksun benim için ama o gün ne yazık ki benim ilk elle tutulur anımdı.Seni yok saymak kolay da, hatıralar nasıl silinir ?