Hareketlerimin haline bakarsak, ayılmanın da en iyisini biz bilirmişiz… İçmeyi sevdiğimiz kadar, ayılmayı da severmişiz.Sonrasına takılmadan yaşayıp, hayatı hayal edenlerdenmişiz.Meğer biz böyleymişiz…
Yeri geldiğinde bir fincan kahveyle, buz gibi suyla, güçlü bir tokatla veya uykudan sonra ayılan bedenimizi
tekrar
alkole iten ruhun etkisindeyiz.Herkesin kapısı başka tarafta tabi ki.Benim kapım alkolle açıldı, sonrasını da anlatamadım zaten.En güzel müziklere eşlik eden düşüncelerin kilidini çözen içkileri ve onu servis edeni sevmemek elde değil.Bu durumda anlattıklarım, gerçekten hissettiklerim oluyor ya hani.İşte o ayılma halinin dürüstlüğünü hiç bir şeyde bulamıyorum.Kendi acizliğini bu kadar dürüst anlatamaz bir insan… “Lan yine çok içtik, yine sarhoş olduk, inşallah yanlış bir mesaj atmamışızdır…” Güzelliğe bak ! Ciddi bir trajedinin, en kabul gören hali.
Biz fark ettiğimiz dünyalarda pilot, kaptan, düzen sahibi tarzı sıfatlara alışığız.Bu yaşanan hayat bize iyi gelmiyor.Ayılma hali de bu hali tatlılaştırıyor.Sevimli tipler, acı kahve, en derin uyku ya da temiz havada yürüyüş.Hayat gayesinde yorulmak bizim kanımızda yok, elimizden de gelmiyor.Mecburen yaşıyoruz…
Keşke her akşam ayılmaya yatsak, her sabah ayılmış uyansak.Dertlere gülüp, sıkıntılara orta parmakla cevap versek.Elde değil istediklerimiz.Olmazlara ilgimizi de dizginleyemiyorsak eğer.Bu hayata mahkumuz.