Normalde böyle yazıları yazmak için yıllarca beklemem gerekir.Ancak o bunu herkesten daha çok hak ediyor.Ben sürekli sarhoş olduğum, için bu sarhoşluğu toplayacak insanlara ihtiyaç duyarım… O da Oscar’lık performanslarımın En İyi Yardımcı Kadın Oyuncusu; Ezgi Bircan…
Hepsine göğüs gerebilen bir yapıya sahip olmasının yanı sıra, çok egoist bir insan.Beğenmediği konu olunca “Kemal, ben gidiyorum.” diyebilecek kadar resmi.Ama bir o kadar utangaç… İki lafına dünyanın en kırmızı insanı… Siz düşünün bundan sonrasını.”Ezgi ya, çok tatlısın.” desen, elmacık kemikleri birer domates.Beni kaç defa toparladı saymadım haliyle, ama bir kahramana sahip olmak insana nasıl hissettirir, öğrendim.Ben yine sarhoş oldum, ailemden önce Ezgi’den korkmayı öğrendim.Öyle de izi var, sağolsun.
Dost olsun, sevgililerini çekiştirsin.Kendi yalan aşklarını dinlemek zorunda kal… Onunla hayat olduğundan daha budanmış.Daha basit… Sevdin ya da sevmedin, zaten alkol duvarı sonrası insanlar; ya ararsın, ya aramazsın.Ezgicim orada telefonumu tutan, adam… Sevdiğini dinler, boş konuşursan bozar.Net olmak fıtratıda var.
Bana bu hayatımı verenin ecrini olmasa da sonradan kazanılmış en büyük dostluklardan biri… Kahve fincanımdaki en yutulmaz telvelerden, atlatılamayan.Hatıralarımın insanı, sen adamsın 😛
C&A bulsak iyiydi…
İyi geceler.