İstediğim her saniye yazabilirim.Bu bir ego patlaması değil.Bazen iyi olur bazen kötü, bunun önüne geçemem.Günlerim gibi aynı; kimi bir hediye, kimi adeta sınav.Ama her şeyden önce ben ölümle yaşıyorum, siz adeta ölümsüz.Kendini bilmezlik moda olduğundan beri kaybettiği canlara çürüyen beden muamelesi yapmak artar oldu.Nedendir hiçbi’ fikrim yok, ne bu güven.Ölümle barışmayı öğrenmeye çalışırken, kendimi unuttuğum günleri kime nasıl anlatabilirim bu saatten sonra.
Anılarım benden önce vefat etti, ama varlıkları benimle baki.Ben gidince varlığım sevdiklerimle baki.Yani her şey bi’ şekilde baki, bi’ şekilde hepsi bir.Sonuç Yunus’un da parmak ucuyla gösterdiği nokta gibi “Kamu alem birdir bize” lafına varıyor yani.Bu biraz panenteizme kayıyor farkındayım.Ama bırakın da lise felsefe derslerinde ezberletilen olguları hissederek, “-izm” dogmalarından korkmadan huzurumuzu yaşayalım.
Çok şeyi unutmak istiyorum, olmuyor.Olmayınca unutulmak kolay olur mu diye düşünüyorum.Duvarlar üzerime geliyor.Bilmediğim yolların sınır çizgileri sanırım bu üzerime gelen duvarlar.Hayallerimle o duvarları yarıştırıyorum.Hayallerim hep kazanan, zihnim en birinci.Zaten beynim beni hiç yanıltmadı, tek sorun zaman onun hızına ayak uyduramadı.Zaman yavaş geçiyor ama hayat çabuk bitiyor.Bunun üzerine yapabilecek bir şeyim yok, zamana hükmeden ben değilim şahsen.
Bazen elden pek de bir şey gelmez ya hani…
Sadece bir insan olduğunu hatırla.