16 Temmuz 2014
Foo Fighters – Best Of You
Merhaba;
Bazı günler nefret etmek o kadar iyi geliyor ki insana, bu duyguyu yaşatana teşekkür etmek istiyorsun.Çok güçlü bir duygu cidden, şu anda bağımlısı olmak istiyorum.Her şeyden nefret eden bir asosyal olmak bence mutluluğun bambaşka bir noktası, bilene sormak lazım tabi.Aylar sonra bana Foo Fighters dinleten iyi kötü bütün nedenlerime teşekkür ediyorum öncelikle.
Bugün konuşmak istediğim konu basit, insan.Hani insan derken genel anlamıyla; öküzüyle, sevimlisiyle, sevimsiziyle ve en önemlisi minik ve kibar olanıyla insan bu gecemin konusu.
Çalışmak bana hiç yaramıyor; insanlarla iletişim halinde olmak, meşgul olmak, bedenen yorulmak falan hiç gitmiyor bana.Siz basitçe “tembel” diyin bana ama ben yine de yaziyim bunları… Hayatımın yüzde yetmişten fazlasını kafamda yaşardım, yalnızdım, düşünmek için çok vaktim vardı.Olaylar beklentim dışına çıkmazdı, hatta ben bile beklentimi aşamadığım için şikayet ederdim.Her ne olursa olsun oturup iki saat gözlerimi kapayıp müzik dinlemek, çıkıp kilometrelerce yürümek bana daha iyi geliyordu.Şimdi ise yüzde onluk bir kısımda kafamı toparlamaya çalışıyorum.Odaklanamıyorum, yüzeysel düşünüyorum ve en kötüsü çok mutsuz hissediyorum.Sanki herkes bunu bana bilerek yaşatıyormuş gibi intikam almak istiyorum.
İşin kötü yanı bunları düşündüğüm zamanlarda o bana kalan ufacık yüzde onluk kısmı kullanıyorum.Yani ya nefret et ya da katlan.Ki bütün bu bahsettiğim his sadece işle ilgili değil.Kabul zamanımmışcasına sevimsiz giden işler var hayatımda.Haber beklediğim şeyler var, sonunun beni mutlu edeceğine inandığım.Şans mıdır kader midir bilinmez, kayboldular.Bildiğin kaybolmak.“Lan bari olmadı diyip gitseydiniz” kıvamında iğrenç hallere düştüm.Ya iyi kötü haber alamadan zamanının azalmasını beklemek.Senden bir şeylerin gittiğini görmek gerçekten acı.Aylar önce söylemiştim “Birlik kötü Bir’lik değil” diye.Kendi lafımı bile yeni yeni daha detaylı anlıyorum.Tek kişi olmak ya, ya da iki kişilik karar vermek.Mutluluk özelinde insanın.İletişim kurduğun anda sitem etmeye mahkum bir kafaya bürünüyorsun ister istemez.Tepki de gösteremiyorum insanlara, çünkü bana göre değil.Ben de yazıyorum görüldüğü gibi uzun süredir.Bu bile bana bazen huzursuzluk veriyor, “Ulan acaba okuyan benim tepkim hakkında bi’ şey düşünür mü” diye.Öyle sevimsiz bir kafa işte, neyse bundan sonrasına takılmayalım.
Bu arada albüm almaya devam tabi, bir şekilde desarj olmamız lazım.Kendimi şımartabildiğim tek başlık sanırım.Bu şarkıyı da yıllar öncesinde bu ruh haliyle dinlemiştim heralde.Ergenlik psikolojisinin beni tam beynimin ortasından vurduğum zamanlardı.Saçlar uzun, siyah kıyafetler, tırnaklar gitar dersi için uzun falan; adeta bir ikonmuşum yani.Her neyse, yazı yazmak için kıvama girdim tam ama şarkım yok.Tam da bu kafadaydım.Bir gördüm şarkıyı, o eski triplerimi andım.Nefret ve eğlence karışık bir iki dakika sonrası da yazıya oturdum.
Oysa yıllarca okuduğumuz bize sadece sevmenin bile yeterli olabileceğini söylüyordu.İnanmıştık, doğruydu ama biz açgözlü davrandık.Şeytanla anlaşma yapabilen bir varlık da bizmişiz meğer bunu fark ettim.Umarım o masaya oturmadan ulaşır ruhum gideceği yere.
Teşekkür ederim
SS&S
Kemal 🙂