Bana her şeyi unutturacak “o” biri çabuk gelse de, sadece yatağa yattığım ilk an aklıma gelse “şu”.

4 Nisan 2014

Chris Cornell – You Know My Name

Merhaba;

 Bu aralar her mesaja cevap vermeden “Tamam, anladım ben seni.” diyerek telefonu kapatma suretiyle elveda diyorum.Çünkü insanların yaşadıkları o şeyleri neden dert ettiklerini anlamıyorum.İnsanları kırmayı da sevmediğimden onlara işim varmış havası veriyorum.Ha doğru mu, üst düzey yanlış tabi ki.Ve neden bu kadar hızlı girdim yazıya, bilmiyorum.Sakin sakin başlamak varken böyle yırtık dondan fırlar gibi, olmadı.

 Neyse artık, çalan şarkı gördüğünüz üzre Chris Cornell’den.Bir Bond Filmi Soundtrack’i olması şarkıya hiç yoktan %20 puanlık bir artış vermiş.Sanırsam ki yanılmam diye tahmin ediyorum bu konuda Casino Royale’indi ve gerçek anlamda filme yakışmıştı.Çünkü film diğer Bond Filmlerinin yanında daha donanımlı bir filmdi.Daniel’ın ilk filmi olması sebebiyle hikayede bir mükemmellik çabasına girilmişti.Ancak filmde altta kalan bir şey vardı, Eva Green.Esasen Bond Kızlarına laf sallamam ama hikayede bu kadar çok söz sahibi olması hoş bir hareket değildi, ya da şöyle söyliyim “Bond ağlamaz” bu kadar basit.Allahtan serinin geriye kalan filmlerinde Bond’un façasını düzelttiler.Onun yüzünden çok şey kaybediyordu neredeyse.

– Bu işin sonu yeni bir Bond kitabı yazmaya varır.Ben şarkıyı Rosey – Love‘a çevirdim –

 Bu şarkı da nereden karşıma çıktıysa şimdi… Benim duygularımdan uzak bir yazım olamaz anladım ben bunu.Parmaklarımın ucunu kesmek istiyorum böyle hissedince işte.Onlar yüzünden unutamıyorum dudaklarını, çenesinden boynuna olan o yolu ve bel oyuntusunu.Hiç hissettiniz mi bilmiyorum, OF! cümleye çok istekli başlamıştım, nasıl anlatabilirim bilmiyorum.Kalbin hızlanır ama beynin artık huzuru hissedip uyuşmuştur ya.Kalbine göre çok hızlı nefes alıp vermen gerekirken, nefesinin yavaşladığı o an.Kokusuyla alakalı sanırsın ilk bütün o yaşadıklarının ama aslında dokunuşunda olduğunu fark edersin bütün sorumluluğun.Öyle bir şey işte… Şu iki cümleyi yazabilmek için tam on dakika direndim.İnsanın bütün enerjisini alıyor böyle hisler, kulaklarımda hala bu şarkı çalıyor.Bana her şeyi unutturacak “o” biri çabuk gelse de, sadece yatağa yattığım ilk an aklıma gelse “şu”.

 Aşk bu sefer geldiğinde uzun kal bende yine.Gerçekten sana sözüm.Hikayelerimi unutmak istiyorum, her şarkıda tekrar sarhoş olmaktan bıktım.Her aklıma geldiğinde mutluluğumu kaybedip, bunu anlayanlardan laf işitmekten de bıktım.Mümkünse gel uzun bir süre alıkoy beni.Bu hislerin başka bir sonu kalmadı çünkü.

 İşte yanlış şarkı seçimi adama böyle berbat yazı yazdırır.Bir ara Adana seyahatimi uzun uzun yazmayı planlıyorum.Ama onun öncesinde bu aptal yazımı telafi etmek için bir yazı daha yazabilirim, berbat hissediyorum.

 Gitmeden, bu şarkıda Rosey nasıl “before” diyor ona dikkat edin.Ve sonrasında sevgilinizin ismini bile o kadar içten söylemediğinizi hatırlayıp kahrolun.

 İyi geceler

Kemal 🙂

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.