3 Kasım 2013
Lykke Li – I Follow Rivers
Merhaba;
Konuya nereden başlanır hiç bilmiyorum.
Dağıtmak kolay toplamak zor olanmış her zaman, onu görüyorum.İnsanın parçaladığı geçmişi ve kişiliği ona neden affedici davranmıyor ? Kendini başkalaştırıp dağılmak, başka biri olmak her akılda “ben farklıyım ve mükemmelim” tadı verdiği için parçalanmak cazip geliyor sanırım.İnsanlar bizi konuşsun diye kendi içimizde değersizleştirdiğimiz şeyden ve değişen kimliğimizden bahsediyorum.
Sanki bir emir almış gibi başkalaştım, istedikleri oldum.Onu giydim, onu konuştum, onu yedim, onu yaşadım.Ama kişiliğim hep içimde bir yerde mahkum gibi bekledi.Ben koşarak, ondan kaçarak yaşamaya devam ettim.O sadece beni takip etti.Hep aynı hızda, bana aynı uzaklıktaydı.O kadar sakin ve sessizce takip etti ki beni, ben istedikleri olurken yaşadığım karmaşada onun varlığını unuttum.Akşamları yatağa yattığımda içimdeki huzursuzluğa anlam veremedim, yaptığımı en doğru zannettim hep.
Ben değiştikçe o bana öfkelendi.Yeri geldi ikimizde yaptıklarımıza anlam veremedik.Ama o bana ne kadar bağlı olursa olsun ben onu fark edemedim; onu kendime karşı daha da öfkelendirdim, benden daha güçlü bir hal aldı.Hayatımdan insanları çıkardım en çok o üzüldü, söylememem gereken şeyler söyledim sadece o ezildi, yapmamam gereken şeyler yaptım onun canı acıdı.Ben parçalandım, o hissetti.Ben unuttum ama o unutmadı.
Hayatımda en güçlü olduğum anda bile benden daha iyiydi.Benim en hızlı kaçışımda bile bana aynı mesafede kaldı hep.Ne uzaklaştı ne de yakınlaştı.Onun gözetiminden asla çıkamadım ama asla onun dediklerini duyamadım.Yaptığım işte çok başarılıydım, insanlar tarafından en üst noktada tutuluyordum.Başarmıştım ve her şey bitti zannetmiştim.O insanları yiyip bitiren “On Top of The World” yalanına kanacak kadar daralmıştı görüşüm.Nefes almaya ihtiyaç duymayacak kadar iyi koşuyor, kaçabiliyordum ondan.
Ve takıldım ama düşmedim, sendeleyip kaçmaya devam ettim.Kaçmaya devam etmemin tek bir sebebi var aslında, takıldığımda arkama baktım ve o anki benden bambaşka birini gördüm karşımda.Söylediklerine tahammül edemedim ve şımarık çocuklar gibi kulaklarımı kapatarak koşmaya, kaçmaya devam ettim.Ama uzun süre sonra karşılaşmıştık artık, yüzünü ve varlığını asla unutamazdım.
İlk defa içimde bir korku başladı.Yaşadığım hayatın ustasıydım ama her ne olursa olsun bir kaçak ve yalancıydım.Kendime yalan söyleme hissi yüzünden etrafımı suçlamak istedim.Ama onların bana olmam gereken kişiden daha çok değer verdiğine inandım, inandırıldım.Bakın bunu siz de yaşamışsınızdır.Yapmak istemediğiniz şeyler karşısında onu isteyenler size öyle bir sevgi ve ısrar gösterir ki başka yolunuz yok sanırsınız.Her neyse işte halen kaçıyor ve yaşıyordum.
Sonrasında çok ilginç bir şey oldu.Bana ısrar eden, yaşadığım dünyayı veren, mutluluğumu sağlayan her şey tek tek gitmeye başladı.İlk olarak sevgiliye olan inancımı aldı ve gitti biri.İnanç kaybetmenin verdiği boşluğu gördüm.Sonrasında önümdeki yolu aydınlatan parayı kaybettim.Açıkçası biraz zor atlattım.Ve en son arkadaşlarımı kaybettim.En zoru bu olmuştu ama o zaman.Düşünün, size elinizdeki dünyayı verenler gerçek anlamda size sırt çevirip gidiyorlar.
Ondan sonra elimde kalan her şeyi açıklıyorum size: Ailem ve o koşuşturmanın içinde kazandığım birkaç güzel zevk veya alışkanlık.
Ve kaçtığım şeye yüzümü döndüm.
İlk olarak sadece gözlerime baktı ve konuştu.
Sonrası her hikayede farklıdır diye düşünüyorum, ama bana merhamet etmedi.En sert sınavlara girdim ve giriyorum.Ama kendime güvenerek söylüyorum, ben ondan gelen bu kadar acı ve gerçekle yüzleştikten sonra bir daha başkalarının istediği kişi olamam.Anlayacağınız o değişimi gerçekleştirdim ve yolu buldum.Artık kişiliğini yaşayan biriyim.
Çok uzun bir yazı oldu, ama bunu yazmalıyım.Ben yüzleşirken Ömer Hayyam bana çok yardım etti.
Bir sır daha var çözdüklerimizden başka !
Bir ışık daha var, bu ışıklardan başka.
Hiçbir yaptığınla yetinme, geç öteye:
Bir şey daha var, bütün yaptıklarından başka.
Kemal 🙂