A ciğerim söyle neyleyelim, sevmeyelim de taşa mı dönelim.

27 Ekim 2013

Ebru Gündeş – Hovarda

Merhaba;

A ciğerim söyle neyleyelim
Sevmeyelim de taşa mı dönelim
Bu yüreği kimlere gösterelim
Kim bilir kimdi aşk ile yanan

Sezen Aksu’ya kocaman bir teşekkürler daha, sağolsun o olmasa duygularımızı aktaramazdık.En hasta halimle beni klavye başına geçirebildi aynı zamanda.Bu arada buradan bir şey itiraf ediyorum: OKULDA GİZLİ GİZLİ EBRU GÜNDEŞ DİNLEDİĞİM ZAMANLAR VAR.

Oh.

Günlerini sadece bir şeyler beklemeye adayan bir adamı okuyorsunuz.Eski beni yok etmeye çalışırken çok derine inmişim, yeni beni oluşturacak fonksiyonlar yanmış o yüzden her şey çok yavaş işliyor.Oysa kafamdaki bu değildi.Hem hayatı devam ettirip hemde dönüşecektim, hepsi yattı.Ama bir de başlarsa her şey tekrar, o zaman tutulamam işte.Havadan atmak kolay gibi görünebilir oradan ama bu kadar beklemenin üzerine elbet bir hareket yaşanacak.

Size burada asla ben küçükken böyle böyleydim yada büyüyünce bunlar olacak demedim, pek sevmem zaten.Ama bugün biraz anlatmam lazım, ihtiyacım var.Küçükken hep çok sakin, sessiz, mutlu bir çocuk oldum.Peki neden ? Çünkü, her istediğimi elde ettim ama şımarmanın kötü bir şey olduğu empoze edildi.İyi kötü tartışılır ama bu hale gelmemdeki en büyük etkendir.Girdiğim sınavlardan bile hep istediğim sonucu alan ben ilk defa istediğim bir şeyi başaramıyorum.Değişmeye çalışırken beklenti altında kalıyorum, vasatı aşamıyorum.Çok ilginç gerçekten, ilişkilerden falan korkmaya başladım ters tepki yaptı.Güzel çiftleri sevebilecek kadar büyük kalpli, bir o kadarda onlardan korkan biriyim.

Arada sırada oturup düşünüyorum “Ben bir ilişkiden ne isterim?” diye.Sonrasında çıkan tabloya bakıyorum, yok yani ben bir kız olsam imkanı yok bana bakmam.Ha tamam karşı tarafın beklentilerini her türlü halledebilecek biriyim ama bendeki beklenti… Bakıyorum şu “tumblr kızlarının paylaştığı fotoğraflara”.Evet kesinlikle tırnak içine alınmayı hak edecek kadar fazlalar, neyse işte.Orada her şey toz pembe, istediğim ilişkinin en yakın örneği.Kız duru, güzel, sakin bir havası falan var; ilişki desen sadece sevgilisiyle, takılmalar işte tarzları falan uyumlu, yaptıkları yakın.Bir de en önemli kısım var bak o kızlarda, ama onların bile hepsinde yok, hani şu “snapback” kafasındakilerde.Bunu anlatmazsam ölürüm… Spor giyinmekten çekinmiyorlar.Ya biz yıllarca süslendik süslendik süslendik, giyinip durduk, karşıda makyajlar bizde saçlar falan; sonuç ? Bu sene de bekar gezelim.Abi ne gereği vardı, hiçbir sevgilim de bana demedi ki “Eşofmanlarla gel, şöyle rahat rahat karşılıklı bi’ oturalım.”Neden bu kadar zor sevgilinin yanına yalandan bir topuzla, eşofmanla, hafif makyajla gitmek.Sana çirkin ol demiyorum ki ben, sadece ortamdaki hava yumuşasın.Muhabbet bile değişir, başka biri olursunuz o rahatlıkta.

Hale bak, yok cidden olmuyor yani benim değiştirmem lazım bu kafayı.Bu tarzı değiştirme kafasıyla okula bile pijamayla gitmeye başladım.Aynada başka bir ben var.

Ama en azından yine eskisi kadar sakin, güzel ve yalnız bir hayatım var.

Güzel günlere

Kemal 🙂

Yorum bırakın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.